Kerbela Esirleri Şam’da

Bismillah…

Allah Yezide, Yezidin o makama gelmesine zemin hazırlayan ve her dönem tüm takipçilerine LANET etsin…

Tarihler Hicri 61. yılın 29 Muharrem’ini gösterdiğinde KERBELA’nın Aşura’sından sonra esirler Allah’ın ebedi lanetine mazhar olmuş en değersiz mahlukatların huzuruna götürülüyordu!

İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) katilleri esirleri Kufe sokaklarında dolaştırdıktan sonra Ubeydullah İbn Ziyad’ın sarayına götürdüler. O mel’un ağası YEZİD’e doğru esirlerin gitmesi için emir verdi ve bir yol güzergahı belirlendi. Bakın masum İmam Seccad aleyhisselam nasıl anlatıyor o yolculuğu;

“Bizi üstünde ahşaptan yapılmış ve altında bir şey olmayan mahvenin üzerine çelimsiz ve topal bir deveye bindirdiler. İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) kesik başı mızrağa geçirilmiş, ailemizin kadınları arkamız sıra gelmekte ve mızraklar çevremizi kuşatmışlardı. Eğer içimizden birisinin gözünden bir damla yaş akarsa, mızrakla başına vururlardı. Bu şekilde Şam’a vardık. Şam’a vardığımızda birisi ‘Ey Şam halkı! Bunlar lanete uğramışların esir aileleridir’ diye bağırmaya başladı.”[14]

Bu güzergah tam belli olmamak ile birlikte şöyledir:

  • Musul’da bulunan “Makam-u Re’su’l-Hüseyin”: Harevi’nin dediğine göre bu makam yedinci yüzyıla kadar bulunmaktaydı.[1]
  • Nusaybin’de bulunan İmam Zeynel Abidin Camisi ve Makam-ı Re’su’l-Hüseyin: Nusaybin şehri günümüzde TÜRKİYE topraklarında yer almaktadır.[2] Denildiğine göre İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) başından damlayan kanların izi bu mekânda kalmıştır.[3] Harevi, bu ziyaret yerini Meşhed-i Nokta diye kaydetmiştir.[4]
  • Turh Makamı: Turh, erken dünyaya gelen bebek anlamındadır. Muhtemelen esirler arasında gebe bir kadının olduğu ve burada vaktinden önce doğurduğundan bu ad verilmiştir.[5]
  • Hacer Makamı: Kafile hareket ettiğinde İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) mübarek kesik başı konulmuştur.[6]
  • Cevşen Dağı Makamı: Bu dağ Halep’te yer almaktadır. Güya bu isim İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) katili Şimr bin Zil Cevşen’in adından alınmıştır. Bazı görüşlere göre burada bir rahip yaşamakta ve İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) kesik başını bir süreliğine Yezit ordularından emanet olarak almıştır.[7] Muhsin bin Hüseyin’in (aleyhisselam) kabrinin görüldüğü yer Meşhed-i Sakt diye de meşhurdur.[8]
  • Hama makamı: bu makam, Halep şehrinde bulunmaktadır. İbn Şehri Aşub, bu makamı yad etmiştir.[9]
  • Hıms Makamı: İbn Şehri Aşub bu makamdan da bahsetmiştir.[10]
  • Baalbek Makamı: İçinde bir cami olan bu mekanda bazılarının dediğine göre önceden makam-ı re’su’l-Hüseyin bulunmaktaydı.[11]
  • Dımeşk’te Makam-ı Re’su’l-Hüseyin ve Zeynel Abidin: Bu iki makam Emevi camisinin yanında yer almaktadır. İbn Asakir, bu makamı Re’sü’l-Hüseyin diye anmaktadır.[12]Başka kaynaklarda ise Zeynel Abidin aleyhisselam makamının da onun yakınlarında olduğu belirtilmiştir.[13]

Ve Esirler kervanı ŞAM’a varır…

Lanetullahi aleyh YEZİD şehrin süslenmesi emir vermiş şehri adeta kutlama yeri olarak güzelleştirmişti.[15] Tarihi kaynakların naklettiğine göre şehitlerin kesik başı Safer ayının birinci günü gerçekleşmiştir.[16] Bugün esirleri Tuma veya Saat(Esirle burada saatlerce oranın halkının lanet ve hakaretleri için bekletilmiştir. Saat kapısı denmesinin sebebi odur!)  kapısından içeri almışlar ve şehrin en büyük camisinin girişindeki alanda sergilemişlerdir.[17]

Daha sonra esirler kesik başlarla birlikte mel’unun yanına götürülmüştür. Yezid, İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) kesik başını altından bir kaba koymuş[18] ve bir ağaç parçası ile ona vurmuştur.[19] İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) kızları Sakine ve Fatıma bu durumu görünce öyle feryat etmişlerdir ki Yezid’in kadınları ve Muaviye’nin kızları bağırarak ortalığı inletmişlerdir.[20] İmam Rıza’dan (aleyhisselam) nakledilen bir rivayette Yezid, İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) kesik başını bir leğene koymuş ve üstüne yemek masası koyarak adamları ile birlikte yemek yemiştir. Sonra leğenin üstüne satranç masası koyarak üstünde satranç oynamıştır. Oynadıkları kişilere karşı galip geldiğinde arpa suyu (bira) ile dolu kadehi kaldırarak içmiş ve arda kalanı kesik başın olduğu leğenin yanına serpmiştir.[21]

Esirler, tarihi ve rivayi kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla İmam Hüseyin’in (aleyhisselam) Ehlibeyti Şam’da esir kaldığı süre zarfında iki yerde ikamet etmişlerdir. İlk olarak Şam’ın harabeleri[22] diye meşhur olan tavanı olmayan yıkık bir harabede[23] ki Hz. Rukayye’nin olayı burada yaşanmıştır. Esirler iki gün boyunca bu harabede kalmışlardır.[24]Ancak Hz. İmam Zeynel Abidin  aleyhisselam ve Hz. Zeyneb’selamullahi aleyha’nın konuşmalarının ardından kamuoyunun düşüncesi onların lehine dönmüş ve bu sebeple Yezid’in sarayının yakınlarında bir eve taşınmalarına neden olmuştur.[25]

Esirlerin Kaldıkları Süre ve dönüş güzergahları nasıl olmuştur?

Tarihçilerin çoğu esirlerin Şam’da kaldıkları süreyi üç gün olarak vermişlerdir[26] Ancak İmaduddin Taberi bu süreyi 7 gün[27] ve Seyyid İbn Tavus 1 ay olarak belirtmiştir.[28] Elbette belirttiği görüşün zayıf olduğunu açıklamıştır. Esirlerin Şam’dan hangi gün geri döndükleri net değildir. Aynı şekilde dönüşlerinde Kerbela’ya uğrayıp uğramadıkları konusunda da tarihçi ve araştırmacılar arasında ihtilaf vardır. Bazıları geri döndüklerinde Erbain’de Kerbela’ya gittiklerini söylemişlerdir. Seyyid Muhammed Ali Gazi Tabatabai “Tahkik Derbare-i Evvelin Erbain Hz. Seyyid-i Şüheda” kitabında bunu ispatlamaya çalışmıştır, ancak Muhaddis Nuri[29] ve Şeyh Abbas Kummi[30] bu konuyu kabul etmemektedirler.

___________________________________

Kaynakça:

  1. Cafer Muhacir, Karivan Gam, s. 29.
  2. Cafer Muhacir, Kari30van Gam, s. 30.
  3. El-İşarat ila Marifeti’z-Ziyarat, s. 66.
  4. El-İşarat ila Marifeti’z-Ziyarat, s. 66.
  5. Cafer Muhacir, Karivan Gam, s. 30.
  6. İbn Şedad, el-İ’laku’l-Hatire, s. 178.
  7. Mu’cemu’l-Buldan, c. 2, s. 186.
  8. Mu’cemu’l-Buldan, c. 2, s. 186.
  9. Menakib Al-i Ebi Talib, c. 4, s. 82.
  10. Menakib Al-i Ebi Talib, c. 4, s. 82.
  11. Cafer Muhacir, Karivan Gam, s. 36, 38.
  12. İbn Asakir, Tarih Medine Dımeşk, c. 2, s. 304.
  13. Naimi, ed-Daris fi Tarihi Medaris, fihrist.
  14. Seyyid İbn Tavsu, el-İkbal, c. 3, s. 89.
  15. Şeyh Saduk, Emali, meclis: 31, s. 230.
  16. Ebu Reyhan Biruni, Asaru’l-Bakiye, s. 331.
  17. İbn A’sam, Kitabu’l-Futuh, c. 5, s. 129, 130.
  18. Harezmî, c. 2, s. 64.
  19. Yakubi, c. 2, s. 64.
  20. İbn Esir, Kamil, c. 2, s. 577.
  21. Saduk, Uyun-u Ahbar er-Rıza, c. 1, s. 25, h. 50.
  22. Şeyh Saduk, Emali, meclis: 31, s. 231, h. 4.
  23. Kamil Bahai, c. 2, s. 179.
  24. Safar, Basairu’d-Derecat, s. 339.
  25. Şeyh Mufid, İrşad, c. 2, s. 122.
  26. Tabari, c. 5, s. 462; Harezmî, c. 2, s. 74.
  27. Kamil Bahai, c. 2, s. 302.
  28. El-İkbalu’l-A’malu’l-Hasanet, c. 3, s. 101.
  29. Nuri, s. 208, 209.
  30. Kummi, s. 524, 525.
  31. Wikishia sitesinden derlenmiştir.