Kerbela Toprağı Hakkında

Bismillah.

Ziyarete giden Şia’lar KERBELA’den kalıp halinde olan mühür diye tabir edilen bir toprak parçası getirmektedirler. Kerbela toprağının fazileti ve bu konu ile alakalı bilgi verebilir misiniz?

 

“Genel olarak getirilen toprak türbet toprağı değildir. Toprak harem ya da KERBELA sınırlarından türbet toprağı ile karıştırılmış topraktır. Arz etmek isteriz ki KELAMIN İMAM’ı Huseyn aleyhisselam’ın fazileti ve bereketi anlatılmakla bitmez türbeti de şüphesiz paktır ve mucizelerin merkezidir. Bitmeyen bir deryadan alınacak bir damla su misali toprağın sahibibin bereketi üstündedir. KERBELA’nın bereketi Huseyn aleyhisselam adının yanında zikredilmesi iledir. Onu değerli kılan Huseyn aleyhisselam’ın KERBELA’ya teşrifidir. “

Cevabın anlaşılması için kavramsal olarak fersah,türbet toprağı ve harem(kerbela) kavramını açıklamak gerekecektir. Fersah arap ve farslarda km olarak farklı yorumlansa da  1 Arap fersahı ~5.76 km’dir ve 1 Fars fersahı ise ~6.23 km’dir. Bu da aşağıdaki hadislerde harem sınırları değerlerini yaklaşık 1 fersah 6 km kabul edilirse 5 fersah 30 km’lik bir mesafeyi kapsayan bir alandır diyebiliriz.

Toprağın bereketi, kutsallığı bir çok hadiste vurgulanmıştır. Aşağıda hadislerden bir kaçını ileteceğiz.

İmam Huseyn (aleyhisselam)’ın Haremi Hakkında;

İmam Hüseyin (aleyhisselam)’ın mukaddes haremi, hakkında birçok fazilet ve bereket rivayet edilmiştir. Orada namaz kılmak, itikâfa girmek, cenazenin oraya defnedilmesi v.b. durumlar faziletli amellerden sayılmıştır. Rivayetlerde, İmam Hüseyin (aleyhisselam)’ın hareminin sınırları, bir fersahtan beş fersaha kadar belirtilmiştir.(Kabiri şerif merkez alınarak= (Mufid, Mezar 133)

Hadislerde İmam Huseyn aleyhisselam’ın harem sınırlarını belirleyen hadislere bakacak olursak;

İmam Sadık (aleyhisselam)’dan şöyle nakledilmiştir: “Hüseyin (aleyhisselam)’ın haremi, kabrin her tarafından beş fersahtır.”[ Biharu’l -Envar C.98 S.111, Sefinetu’l -Bihar C.2 S.103, El Mezar Şeyh Mufit S.25]

Yine İmam Sadık (aleyhisselam)’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Hüseyin (aleyhisselam)’ın satın aldığı haremi, dört mildir*. Orası evlatlarına ve dostlarına helal, bunların dışındaki muhalefet edenlere haramdır. Ve orada bereket vardır.”[ Mecmeu’l -Behreyn “Herem” kelimesi]

Buraya kadar harem kavramı net olarak anlaşılamaktadır. Ve haremin dair şeklinde kabri şerif merkez olacak şekilde yaklaşık her yöne 60 km’lik alanı kapsayan yer olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca hadislerde Kerbela’nın kutsal toprak olduğu KERBELA’nın önemi, Fırat nehrinin önemi vurgulanmıştır. Örnekleyecek olursak;

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Allah-u Teâlâ’nın kutsallaştırdığı ilk toprak Kerbelâ ve ilk su da Fırat  suyudur.”[ Müstedrek-ül Vesâil, C.10, S.244.]

İmâm Zeyn-ül Âbidin (aleyhisselam):

“Kıyamet günü olduğunda Kerbelâ toprağı inciden bir yıldız gibi parlayacak ve şöyle seslenecektir: “Ben Allah’ın mukaddes, temiz ve mübarek toprağıyım; öyle bir toprak ki şehitlerin ve cennet gençlerinin efendisini (Hz. Hüseyin aleyhisselamı) bağrında tutmaktadır.”[ Kâmil-üz Ziyârât, S.268.]

Buraya kadar da anlaşılıyor ki KERBELA bölgesel olarak İmam Huseyn aleyhisselam’ın bereketi ile şeref kazanmış bu vesile ile bereketli toprak karar kılınmıştır. Burada önem arz eden konu getirilen toprakların KERBELA toprağı mı, Türbet toprağı mı olduğudur. Genel olarak ziyaretçilerin getirdiği topraklar harem sınırları içerisinden ya da KERBELA ilinden alınan topraklardır. Hatta az miktar türbet toprağının çok miktarda toprağa teberrüken karıştırılarak hazırlanan toprak mühürler, elenmiş topraklardır.

Türbetin (mezarın) kendi toprağı ile ilgili hadisleri de zikredecek olursak;

Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve alih):

“Şunu bilin ki onun (mezarının) kubbesi altında dua kabul olur. Türbesinin toprağında şifa vardır ve imâmlar onun soyundan gelecektir.”[1]

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Çocuklarınızın ağzını Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağıyla açın. Zira o eman vesilesidir.”[2]

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağında her derdin şifâsı vardır. Odur en büyük devâ.”[3]

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesi üzerine secde etmek, yedi perdeyi yırtar.”[4]

İmâm Cafer-i Sâdık (leyhisselam) (her namaz kıldığında), Hüseyin (aleyhisselam)’ın mutlaka türbesinin toprağına secde ederdi. Bunu ise Allah’a huzû ve huşû için yapardı.”[5]

İmâm Cafer-i Sadık (aleyhisselam):

“Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağına secde etmenin nuru, yedinci arza kadar nurlandırır. Kimin yanında Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağından yapılmış bir tesbih olursa, zikreden ve tesbih eden birisi gibi yazılır, hatta eğer tesbih etmese dahi…”[6]

İmâm Musa Kâzım (aleyhisselam):

“Benim mezarımın toprağından teberrük için bir şey almayın. Zira Hüseyin (aleyhisselam)’ın türbesinin toprağının dışında her toprak bize haramdır. Zira Allah onu bizim şialarımız ve dostlarımız için şifâ vesilesi kılmıştır.”[7]

İmâm Musa Kâzım (aleyhisselam):

“Bizim dostlarımızın dört şeye her zaman ihtiyaçları olur: 1- Üzerinde namaz kılacakları bir seccâde 2- Parmağına takacağı yüzük 3- Dişlerini fırçalayacağı misvak (fırça) 4- İmam Hüseyinaleyhisselam’ın türbesinin toprağından yapılan bir tesbih.”[8]    


[1]- Müstedrek-ül Vesâil, C.10, S.335

[2]- Vesâil-üş  Şia, C.10, S.410.

[3]- Kâmil-üz Ziyârât, S.275.

[4]- Misbâh-ül Müteheccid, S.511.

[5]- Vesâil-üş  Şia, C.3, S.608.

[6]- Men Lâ Yahzurh-ul Fakih, C.1, S.268.

[7]- Câmiu Ahâdis-iş Şia, C.12, S.533.

[8]- Tehzîb-ül Ahkâm, C.6, S.75.

Bir yanıt yaz:

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.