Varis Ziyareti – Ehlibeyt Takvimi
Ziyaretnameler

Varis Ziyareti

Türkçe Anlamı

“Allah vasıflandırılmayacak kadar yücedir, çok yücedir. Hamd olsun Allah’a; çokça. Sabah ve akşam Allah’ı tenzih ederim. Hamd olsun bizi buna hidayet eden Allah’a; eğer Allah bizi hidayet etmesiydi kesinlikle hidayet olmazdık. Doğrusu Rabb’imizin elçileri hak üzere gelmişlerdir.” 

Daha sonra şöyle de:

“Selam olsun sana ey Resulullah. Selam olsun sana ey Allah’ın peygamberi. Selam olsun sana ey peygamberlerin sonuncusu. Selam olsun sana ey elçilerin efendisi. Selam olsun sana ey Allah’ın habibi.

Selam olsun sana ey Emirulmüminin. Selam olsun sana ey vasilerin efendisi. Selam olsun sana ey yüzü akların öncüsü. Selam olsun sana ey alemlerdeki kadınların efendisi Fatıma’nın oğlu. Selam olsun sana ve senin soyundan olan imamlara. Selam olsun sana ey Emire’l Müminin’in vasisi. Selam olsun sana ey şehit olan sıddık. Selam olsun size ey bu mübarek yerdeki melekler. Selam olsun size ey Hüseyin aleyhisselamın mezarının etrafını saran Rabb’imin melekleri. Ben dünyada kaldıkça, gece ve gündüz kaldığı sürece benden size ebediyen selam olsun.”

Sonra şöyle de:

“Selam olsun sana ey Eba Abdullah. Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu. Selam olsun sana ey Emirulmüminin’in oğlu! Köleliğini itiraf eden ve size muhalefeti terk eden, sizin dostunuza dost ve düşmanınıza düşman olan kölen, kölenin oğlu, cariyenin oğlu senin haremini amaçlayan, türbene sığınmış, seni amaçlayarak sana yaklaşmıştır.

Girebilir miyim ey Resulullah?! Girebilir miyim ey Allah’ın peygamberi?! Girebilir miyim ey Emirulmüminin?! Girebilir miyim ey vasilerin efendisi?! Girebilir miyim ey alemlerdeki kadınların efendisi Fatıma?! Girebilir miyim ey Mevla’m, ey Eba Abdullah.?! Girebilir miyim ey Mevla’m, ey Resulullah’ın oğlu?!”

Kalbinin huşu içerisinde ve gözlerinin ağlar olması iznin verildiğini gösterir. O halde içeri girerek şöyle de:

“Hamd, beni senin velayetine hidayet eden, beni senin ziyaretine has kılan ve sana yönelmeyi bana kolaylaştıran bir, tek, yalnız, ihtiyaçsız Allah’a mahsustur.”

Sonra kubbenin altına giderek baş tarafta mezarın hizasında durarak şöyle de:

“Selam olsun sana ey Allah’ın seçkin kulu Adem’in varisi. Selam olsun sana ey Allah’ın Peygamberi Nuh’un varisi. Selam olsun sana ey İbrahim Halilullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Musa Kelimullah’ın varisi.

Selam olsun sana ey İsa Ruhullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Muhammed Habibullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Emirulmüminin Veliyyullah’ın varisi. Selam olsun sana ey Muhammed Mustafa’nın torunu. Selam olsun sana ey Ali Murtaza’nın oğlu. Selam olsun sana ey Fatıma-ı Zehra’nın oğlu. Selam olsun sana ey Hatice-i Kubra’nın torunu.

Selam olsun sana ey Allah’a intisab edilen şehid; ey Allah’a intisab edilen şehidin oğlu ve ey intikamı alınmayan şehid. Şahadet ederim ki, sen namazı ayakta tuttun, zekât verdin, iyiliği emrettin, kötülükten sakındırdın ve ölünceye dek Allah’a ve Resulüne itaat ettin. O halde Allah lanet etsin seni öldüren ümmete. Allah lanet etsin sana zulmeden ümmete. Allah lanet etsin bütün bunları duyup da razı olan ümmete. Ey mevlam, ey Ebâ Abdullah! şahadet ederim ki sen yüce sülblerde ve pak rahimlerde bulunan bir nurdun. Cahiliyet devri, tüm kirlilikleriyle seni kirletemedi ve cahiliyetin koyu karanlıkları sana cahiliyet elbiselerinden giydiremedi.

Şahadet ederim ki, sen dinin direklerinden ve iman ehlinin rükünlerindensin.

Şahadet ederim ki, sen iyi, takvalı, beğenilmiş, pak, hidayete erişmiş ve halkı doğru yola hidayet eden bir imamsın. Şahadet ederim ki, senin evlatlarından imam olanların hepsi takva nişaneleri, hidayet bayrakları, sağlam kulp ve dünya ehline Allah’ın hüccetleridir. Allah’ı, meleklerini, peygamberlerini ve elçilerini şahid tutuyorum ki, ben size inanıyorum; döneceğinize (ric’at edeceğinize), amelimin sonuçlarına ve dinimin ahkamına yakinim vardır. Kalbim kalbinize bağlanmıştır. Amelim amelinize tabidir. Allah’ın rahmeti sizin üzerinize, sizin ruhlarınıza, cesetlerinize, cisimlerinize, aşikâr ve gizlinize, zahir ve batınınıza olsun.”

Sonra kendini kabrin üzerine atarak kabri öp ve peşinden şöyle de:

“Anam-babam sana feda olsun ey Resulullah’ın torunu. Anam babam sana feda olsun ey Eba Abdullah! Gerçekten matemin büyüktür. Senin musibetin bize, bütün göklerdekilere ve yerlerdekilere büyüktür. Allah atlarını eyerleyip, yularlayan ve seninle savaşmaya hazırlanan gruba lanet etsin.

Ey mevlam, ey Eba Abdullah! Senin haremini amaçladım ve senin türbene geldim. Allah’tan senin onun yanındaki makamının ve onun indindeki mevkiinin hakkı için Muhammed ve Ehl-i Beyti’ne rahmet etmesini ve beni dünya ve ahirette sizinle birlikte etmesini niyaz ediyorum.”

Sonra yerinden kalkarak mezarın baş tarafında iki rekat ziyaret namazı kıl ve namazdan sonra şöyle de:

“Allah’ım! Ben, tek ve ortağın olmayan sana namaz kıldım, rükû ve secde yaptım; çünkü namaz, rükû ve secde senden başkasına olmaz; çünkü sen Allah’sın ve senden başka ma’bud yoktur.

Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyti’ne rahmet eyle, onlara benden en üstün selam ve selametlik ulaştır ve bana da onlardan selamın cevabını çevir.

Allah’ım! Bu iki rekât -namaz- benim Mevla’m Hüseyin b. Ali’ye -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- hediyemdir.

Allah’ım! Muhammed ve Hüseyin’e rahmet eyle, bu ameli benden kabul eyle ve bunun karşılığında sen ve seni dost edinen hakkında olan en üstün arzum ve ümidimce bana mükafat ver; ey müminlerin velisi.”


Hz. Ali Ekber’in Ziyareti


İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret ettikten sonra hazretin kabrinin ayak tarafına giderek imam Hüseyin’in oğlu Hz. Ali Ekber’in kabrinin baş tarafında durarak şöyle de:

“Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu! Selam olsun sana ey Allah’ın peygamberinin oğlu! Selam olsun sana ey Emirulmüminin’in oğlu! Selam olsun sana ey şehit Hüseyn’in oğlu! Selam olsun sana ey şehit! Selam olsun sana ey mazlum ve mazlumun oğlu! Allah seni katleden ümmete lanet etsin. Allah sana zulmeden ümmete lanet etsin.
Allah bunu duyup da razı olan ümmete lanet etsin.”

Sonra kendini kabrin üzerine atarak kabri öp ve şöyle devam et:

“Selam olsun sana ey Allah’ın velisi ve velisinin oğlu! Gerçekten bize ve bütün Müslümanlara senden dolayı musibet ve matem büyük ve yücedir.
Allah seni katleden ümmete lanet etsin. Allah’a ve sana doğru onlardan uzaklaşıyorum.”


Sonra Ali Ekber’in ayak tarafındaki kapıdan dışarı çıkarak Kerbela şehitlerine doğru yönelip şöyle de:


“Selam olsun size ey Allah’ın velileri ve muhipleri! Selam olsun size ey Allah’ın seçkinleri ve dostları! Selam olsun size ey Allah’ın dininin yardımcıları! Selam olsun size ey Resulullah’ın yardımcıları! Selam olsun size ey Emirulmüminin’in yardımcıları! Selam olsun size ey alemlerdeki kadınların efendisi Fatıma’nın yardımcıları! Selam olsun size ey veli ve ümmetin hayrını isteyen Eba Muhammed Hasan b. Ali’nin yardımcıları!

Selam olsun size ey Eba Abdullah’ın (Hüseyn’in) yardımcıları! Anam babam size feda olsun. Siz tertemizdiniz ve sizin defnedildiğiniz yer tertemiz oldu ve siz çok büyük bir kurtuluşa eriştiniz. Keşke ben de sizinle olsaydım da sizinle birlikte kurtuluşa erseydim.”

Daha sonra tekrar İmam Hüseyin’in mezarının baş tarafına git ve anne-babana, kardeşlerine, ailene ve kendine çokça dua et; çünkü bu mübarek ravzada hiç kimsenin duası ve hiçbir sailin talebi reddedilmez.

 

Arapça Metin

 

اللهُ أَكْبَرُ كَبِيرا وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرا وَ سُبْحَانَ اللهِ بُكْرَةً وَ أَصِيلا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَذَا وَ مَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْ لا أَنْ هَدَانَا اللهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ 

Daha sonra şöyle de:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ النَّبِيِّينَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُرْسَلِينَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْوَصِيِّينَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا قَائِدَ الْغُرِّ الْمُحَجَّلِينَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ فَاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِسَاءِ الْعَالَمِينَ السَّلامُ عَلَيْكَ وَ عَلَى الْأَئِمَّةِ مِنْ وُلْدِكَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَصِيَّ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ الشَّهِيدُ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا مَلائِكَةَ اللهِ [رَبِّي‏] الْمُقِيمِينَ فِي هَذَا الْمَقَامِ الشَّرِيفِ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا مَلائِكَةَ رَبِّي الْمُحْدِقِينَ بِقَبْرِ الْحُسَيْنِ عليه السلام السَّلامُ عَلَيْكُمْ مِنِّي أَبَدا مَا بَقِيتُ وَ بَقِيَ اللَّيْلُ وَ النَّهَارُ

Sonra şöyle de:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا أَبَا عَبْدِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عَبْدُكَ وَ ابْنُ عَبْدِكَ وَ ابْنُ أَمَتِكَ الْمُقِرُّ بِالرِّقِّ وَ التَّارِكُ لِلْخِلافِ عَلَيْكُمْ وَ الْمُوَالِي لِوَلِيِّكُمْ وَ الْمُعَادِي لِعَدُوِّكُمْ قَصَدَ حَرَمَكَ وَ اسْتَجَارَ بِمَشْهَدِكَ وَ تَقَرَّبَ إِلَيْكَ بِقَصْدِكَ أَ أَدْخُلُ يَا رَسُولَ اللهِ أَ أَدْخُلُ يَا نَبِيَّ اللهِ أَ أَدْخُلُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَ أَدْخُلُ يَا سَيِّدَ الْوَصِيِّينَ أَ أَدْخُلُ يَا فَاطِمَةُ سَيِّدَةَ نِسَاءِ الْعَالَمِينَ أَ أَدْخُلُ يَا مَوْلايَ يَا أَبَا عَبْدِ اللهِ أَ أَدْخُلُ يَا مَوْلايَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللهِ. 

Kalbinin huşu içerisinde ve gözlerinin ağlar olması iznin verildiğini gösterir. O halde içeri girerek şöyle de:

الْحَمْدُ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْأَحَدِ الْفَرْدِ الصَّمَدِ الَّذِي هَدَانِي لوِلايَتِكَ وَ خَصَّنِي بِزِيَارَتِكَ وَ سَهَّلَ لِي قَصْدَكَ. 

Sonra kubbenin altına giderek baş tarafta mezarın hizasında durarak şöyle de:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ آدَمَ صَفْوَةِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ نُوحٍ نَبِيِّ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ مُوسَى كَلِيمِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ عِيسَى رُوحِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ مُحَمَّدٍ حَبِيبِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَارِثَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عليه السلام [وَلِيِّ اللهِ‏] السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ مُحَمَّدٍ الْمُصْطَفَى السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ عَلِيٍّ الْمُرْتَضَى السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ فَاطِمَةَ الزَّهْرَاءِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ خَدِيجَةَ الْكُبْرَى السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ثَارَ اللهِ وَ ابْنَ ثَارِهِ وَ الْوِتْرَ الْمَوْتُورَ أَشْهَدُ أَنَّكَ قَدْ أَقَمْتَ الصَّلاةَ وَ آتَيْتَ الزَّكَاةَ وَ أَمَرْتَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهَيْتَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَ أَطَعْتَ اللهَ وَ رَسُولَهُ حَتَّى أَتَاكَ الْيَقِينُ فَلَعَنَ اللهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ وَ لَعَنَ اللهُ أُمَّةً ظَلَمَتْكَ، وَ لَعَنَ اللهُ أُمَّةً سَمِعَتْ بِذَلِكَ فَرَضِيَتْ بِهِ يَا مَوْلايَ يَا أَبَا عَبْدِ اللهِ أَشْهَدُ أَنَّكَ كُنْتَ نُورا فِي الْأَصْلابِ الشَّامِخَةِ وَ الْأَرْحَامِ الْمُطَهَّرَةِ لَمْ تُنَجِّسْكَ الْجَاهِلِيَّةُ بِأَنْجَاسِهَا وَ لَمْ تُلْبِسْكَ مِنْ مُدْلَهِمَّاتِ ثِيَابِهَا وَ أَشْهَدُ أَنَّكَ مِنْ دَعَائِمِ الدِّينِ وَ أَرْكَانِ الْمُؤْمِنِينَ وَ أَشْهَدُ أَنَّكَ الْإِمَامُ الْبَرُّ التَّقِيُّ الرَّضِيُّ الزَّكِيُّ الْهَادِي الْمَهْدِيُّ وَ أَشْهَدُ أَنَّ الْأَئِمَّةَ مِنْ وُلْدِكَ كَلِمَةُ التَّقْوَى وَ أَعْلامُ الْهُدَى وَ الْعُرْوَةُ الْوُثْقَى وَ الْحُجَّةُ عَلَى أَهْلِ الدُّنْيَا وَ أُشْهِدُ اللهَ وَ مَلائِكَتَهُ وَ أَنْبِيَاءَهُ وَ رُسُلَهُ أَنِّي بِكُمْ مُؤْمِنٌ وَ بِإِيَابِكُمْ [بِآيَاتِكُمْ‏] مُوقِنٌ بِشَرَائِعِ دِينِي وَ خَوَاتِيمِ عَمَلِي وَ قَلْبِي لِقَلْبِكُمْ سِلْمٌ وَ أَمْرِي لِأَمْرِكُمْ مُتَّبِعٌ صَلَوَاتُ اللهِ عَلَيْكُمْ وَ عَلَى أَرْوَاحِكُمْ وَ عَلَى أَجْسَادِكُمْ وَ عَلَى أَجْسَامِكُمْ وَ عَلَى شَاهِدِكُمْ وَ عَلَى غَائِبِكُمْ وَ عَلَى ظَاهِرِكُمْ وَ عَلَى بَاطِنِكُمْ. 

Sonra kendini kabrin üzerine atarak kabri öp ve peşinden şöyle:

بِأَبِي أَنْتَ وَ أُمِّي يَا ابْنَ رَسُولِ اللهِ بِأَبِي أَنْتَ وَ أُمِّي يَا أَبَا عَبْدِ اللهِ لَقَدْ عَظُمَتِ الرَّزِيَّةُ وَ جَلَّتِ الْمُصِيبَةُ بِكَ عَلَيْنَا وَ عَلَى جَمِيعِ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَ الْأَرْضِ فَلَعَنَ اللهُ أُمَّةً أَسْرَجَتْ وَ أَلْجَمَتْ وَ تَهَيَّأَتْ لِقِتَالِكَ يَا مَوْلايَ يَا أَبَا عَبْدِ اللهِ قَصَدْتُ حَرَمَكَ وَ أَتَيْتُ إِلَى مَشْهَدِكَ أَسْأَلُ اللهَ بِالشَّأْنِ الَّذِي لَكَ عِنْدَهُ وَ بِالْمَحَلِّ الَّذِي لَكَ لَدَيْهِ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ أَنْ يَجْعَلَنِي مَعَكُمْ فِي الدُّنْيَا وَ الْآخِرَةِ.

Sonra yerinden kalkarak mezarın baş tarafında iki rekat ziyaret namazı kıl ve namazdan sonra şöyle de:

اللهُمَّ إِنِّي صَلَّيْتُ وَ رَكَعْتُ وَ سَجَدْتُ لَكَ وَحْدَكَ لا شَرِيكَ لَكَ لِأَنَّ الصَّلاةَ وَ الرُّكُوعَ وَ السُّجُودَ لا يَكُونُ إِلا لَكَ لِأَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ اللهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ أَبْلِغْهُمْ عَنِّي أَفْضَلَ السَّلامِ وَ التَّحِيَّةِ وَ ارْدُدْ عَلَيَّ مِنْهُمُ السَّلامَ اللهُمَّ وَ هَاتَانِ الرَّكْعَتَانِ هَدِيَّةٌ مِنِّي إِلَى مَوْلايَ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ عَلَيْهِمَا السَّلامُ اللهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَيْهِ وَ تَقَبَّلْ مِنِّي وَ أْجُرْنِي عَلَى ذَلِكَ بِأَفْضَلِ أَمَلِي وَ رَجَائِي فِيكَ وَ فِي وَلِيِّكَ يَا وَلِيَّ الْمُؤْمِنِينَ. 


Hz. Ali Ekber’in Ziyareti


İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret ettikten sonra hazretin kabrinin ayak tarafına giderek imam Hüseyin’in oğlu Hz. Ali Ekber’in kabrinin baş tarafında durarak şöyle de:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ رَسُولِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ نَبِيِّ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ السَّلامُ عَلَيْكَ يَا ابْنَ الْحُسَيْنِ الشَّهِيدِ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الشَّهِيدُ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا الْمَظْلُومُ وَ ابْنُ الْمَظْلُومِ لَعَنَ اللهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ وَ لَعَنَ اللهُ أُمَّةً ظَلَمَتْكَ وَ لَعَنَ اللهُ أُمَّةً سَمِعَتْ بِذَلِكَ فَرَضِيَتْ بِهِ.

Sonra kendini kabrin üzerine atarak kabri öp ve şöyle devam et:

السَّلامُ عَلَيْكَ يَا وَلِيَّ اللهِ وَ ابْنَ وَلِيِّهِ لَقَدْ عَظُمَتِ الْمُصِيبَةُ وَ جَلَّتِ الرَّزِيَّةُ بِكَ عَلَيْنَا وَ عَلَى جَمِيعِ الْمُسْلِمِينَ فَلَعَنَ اللهُ أُمَّةً قَتَلَتْكَ وَ أَبْرَأُ إِلَى اللهِ وَ إِلَيْكَ مِنْهُمْ. 


Sonra Ali Ekber’in ayak tarafındaki kapıdan dışarı çıkarak Kerbela şehitlerine doğru yönelip şöyle de:

السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَوْلِيَاءَ اللهِ وَ أَحِبَّاءَهُ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَصْفِيَاءَ اللهِ وَ أَوِدَّاءَهُ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصَارَ دِينِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصَارَ رَسُولِ اللهِ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصَارَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصَارَ فَاطِمَةَ سَيِّدَةِ نِسَاءِ الْعَالَمِينَ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصَارَ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ الْوَلِيِّ [الزَّكِيِ‏] النَّاصِحِ السَّلامُ عَلَيْكُمْ يَا أَنْصَارَ أَبِي عَبْدِ اللهِ بِأَبِي أَنْتُمْ وَ أُمِّي طِبْتُمْ وَ طَابَتِ الْأَرْضُ الَّتِي [أَنْتُمْ‏] فِيهَا دُفِنْتُمْ وَ فُزْتُمْ فَوْزا عَظِيما فَيَا لَيْتَنِي كُنْتُ مَعَكُمْ فَأَفُوزَ مَعَكُمْ.

Daha sonra tekrar İmam Hüseyin’in mezarının baş tarafına git ve anne-babana, kardeşlerine, ailene ve kendine çokça dua et; çünkü bu mübarek ravzada hiç kimsenin duası ve hiçbir sailin talebi reddedilmez.

Bu yazıya 1 yorum yapıldı

  1. Leyla Akar Cevapla

    Allah razı olsun bu güzel çalışmalarınızdan dolayı İmam Hüseyin şefaçiniz olsun inşallah

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Selamun aleykum!

Numaranız yöneticimiz tarafından kontrol ve kayıt edilecektir. Sitemiz tek bir kişi tarafından yayın edilmektedir. Numaranız 3. kişilerle paylaşılmamaktadır. Rıza dışı iletilerin önüne geçmek için sadece kendi numara kaydınızı yapınız.

× ŞiaSMS Kayıt!